Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu



Rabia Hatun Kümbeti, Erzurum ili Yakutiye ilçesi Hasan-ı Basri Mahallesi’nde, Rabia Hatun Sokağı üzerinde yer alan önemli bir Selçuklu–İlhanlı dönemi anıt mezarıdır. Yapının mimari özellikleri dikkate alındığında XIII. yüzyılın sonları ile XIV. yüzyılın başlarına tarihlendirilmektedir. Türbenin kitabesi bulunmadığından, yaptıranı, mimarı ve burada medfun kişinin kimliği kesin olarak bilinmemektedir.
Araştırmacılardan İbrahim Hakkı Konyalı, yapının mimari ve süsleme özelliklerine dayanarak kümbeti İlhanlı dönemine ait kabul ederken, H. Rüştü Ünal ise Kayseri Döner Kümbet ile benzerlik gösterdiğini belirterek XIII. yüzyıl sonu veya XIV. yüzyıl başlarında inşa edildiğini ifade etmektedir. Erzurum üzerine yapılan araştırmalarda kümbetin Alaeddin Keykubad devrinde yaptırıldığı yönünde değerlendirmeler de bulunmaktadır.
Kümbetin neden “Rabia Hatun” adıyla anıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Halk arasında iki farklı görüş yaygındır. Birincisine göre burada İlhanlı döneminde yaşamış Rabia adlı bir hanım medfundur. İkinci görüş ise türbenin, VIII. yüzyılda Basra’da yaşamış büyük mutasavvıf Rabia el-Adeviyye’nin hatırasına ithafen bu isimle anıldığı yönündedir. Ancak bu görüşleri doğrulayan tarihî bir belge mevcut değildir.
Halk anlatılarında Rabia Hatun ile Hasan-ı Basri’nin tasavvufî sohbetleri ve manevi ilişkileri konu edilir. Rivayetlerde Rabia el-Adeviyye’nin Hasan-ı Basri’nin evlilik teklifine şiirle cevap verdiği anlatılır. Tarihî kaynaklarda ise Rabia el-Adeviyye (713–801), Basra’da yaşamış önemli bir kadın mutasavvıf ve zahide olarak tanıtılmaktadır. Tasavvuf tarihinde Allah sevgisi, zühd anlayışı ve hikmetli sözleriyle büyük bir şöhrete sahiptir. Hasan-ı Basri (642–728) ise İslam dünyasının ilk dönemlerinde yetişmiş önemli âlim, mutasavvıf ve vaizlerden biridir.
Rabia Hatun Kümbeti’nin çevresinde zamanla çeşitli efsaneler oluşmuştur. Erzurum halkı arasında anlatılan rivayetlerden birine göre Rabia el-Adeviyye Basra’dan köle olarak Erzurum’a getirilmiş ve burada yaşamıştır. Ancak bu anlatı tarihî belgelerle doğrulanamamış olup halk kültürünün bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Kümbet mimari bakımdan Erzurum’daki en zarif anıt mezarlardan biridir. Yapı dıştan on iki köşeli, içten ise silindirik planlıdır. Cenazelik (mumyalık) ve gövde olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Tamamı düzgün kesme taştan inşa edilmiştir. Başlangıçta dıştan konik külah, içten kubbe ile örtülü olan yapının külahı zamanla yıkılmış, daha sonra onarım görerek yeniden yapılmıştır. 1980’li yıllarda gerçekleştirilen restorasyonda kuzey cephesindeki giriş düzenlenmiş, iki yana merdivenler eklenerek bir sahanlık oluşturulmuş ve yapı içten ahşap, dıştan çinko kaplı konik külahla örtülmüştür.
Kümbete kuzey cephesindeki yüksek giriş kapısından ulaşılır. Cenazelik kısmına inen kapı ise sonraki dönemlerde örülerek kapatılmıştır. Türbenin içinde kitabesiz tek bir taş sanduka bulunmaktadır. Yapının hiçbir bölümünde gömülü kişinin kimliğini belirten yazıt yer almamaktadır.
Dış cephede köşeleri belirleyen burmalı sütunceler ve bunların oluşturduğu sivri kemerli düzen dikkat çekmektedir. Sandukanın bulunduğu katın alt seviyesinde bütün yapıyı dolaşan çiçek motifli bir bezeme kuşağı yer almaktadır. Günümüze ulaşan bezemelerin bir kısmı korunmuş olmakla birlikte bazı özgün taş süslemeler zaman içerisinde tahrip olmuştur.
İç mekânda güney duvarına yerleştirilmiş mukarnas kavsaralı beşgen mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap sade profillerle çevrelenmiş olup mukarnas sıralarında kazayağı ve yaprak motifleri kullanılmıştır. Ayrıca yapının doğu, batı ve güney cephelerinde dikdörtgen çerçeveli üç pencere bulunmaktadır. Zarif taş işçiliği ve bitkisel süslemeleri, kümbetin sanat tarihi açısından değerini artırmaktadır.
Rabia Hatun hakkında bir başka görüş ise onun XIII. yüzyılda yaşamış Erzurumlu bir divan şairi olduğu yönündedir. Bazı araştırmalarda kendisinin bilinen ilk Türk kadın şairlerinden biri olduğu belirtilmekte, aruz vezniyle yazdığı rubailerden oluşan küçük bir divanının bulunduğu ifade edilmektedir. Ancak bu görüş de kesin tarihî belgelerle desteklenememekte olup farklı Rabia isimli şahsiyetlerin zamanla birbirine karışmış olabileceği değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak Rabia Hatun Kümbeti, kimliği kesin olarak bilinmeyen bir şahsa ait olmasına rağmen Selçuklu–İlhanlı dönemi taş işçiliğinin seçkin örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Mimari özellikleri, taş süslemeleri ve etrafında oluşan zengin halk anlatıları sayesinde Erzurum’un tarihî ve kültürel mirasının önemli yapıları arasında yer almaktadır.