Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu


Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde yürütülen ve 84 araştırmacının katkı sunduğu kapsamlı çalışma, Nature Communications dergisinde yayımlandı. Kanserden nörodejeneratif hastalıklara, diyabetten bağışıklık sistemi bozukluklarına kadar 98 farklı sağlık durumunu kapsayan araştırma, 4.444 bireyin moleküler verilerini analiz ederek hastalıkların kandaki genetik izlerini ortaya koydu.
Atatürk Üniversitesi, uluslararası bilim dünyasındaki araştırma kapasi
tesini ortaya koyan önemli bir bilimsel başarıya daha imza attı.
Üniversitenin farklı tıp disiplinlerinden akademisyenlerinin yaklaşık beş yıl boyunca sürdürdüğü “Whole Blood Transcriptomics Atlas Across Human Diseases” başlıklı araştırma, Nature Portfolio bünyesinde yayımlanan Nature Communications dergisinde bilim dünyasının dikkatine sunuldu.
İnsan hastalıklarının moleküler düzeyde anlaşılmasına önemli katkılar sunan çalışma, farklı hastalık gruplarına ait kan gen ekspresyon verilerini bir araya getirerek hastalıklara özgü moleküler değişimlerin kapsamlı biçimde incelenmesini sağladı. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden 81, Diş Hekimliği Fakültesinden ise 3 araştırmacının katkı sunduğu çalışma, disiplinler arası bilimsel iş birliğinin güçlü bir örneği olarak öne çıktı.
Araştırma kapsamında kanser, Alzheimer ve Parkinson hastalıkları, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve bağışıklık sistemiyle ilişkili rahatsızlıklar dâhil olmak üzere 98 farklı sağlık durumu incelendi. Toplam 4.444 bireyin tam kan gen ekspresyon profillerinin analiz edilmesiyle hastalıklarla ilişkili moleküler imzalar, bağışıklık sistemi değişimleri ve metabolik yolaklar ayrıntılı biçimde haritalandırıldı.
Çalışmanın dikkat çeken aşamalarından birini ise farklı moleküler veri türlerinin birlikte değerlendirilmesi oluşturdu. Araştırmacılar, 1.280 bireye ait protein verilerini gen ekspresyon sonuçlarıyla bütünleştirerek hastalıkların biyolojik özelliklerinin daha kapsamlı biçimde değerlendirilmesini sağladı.
Makine öğrenmesi algoritmalarıyla geliştirilen modeller de farklı hastalıkların moleküler özelliklerine göre sınıflandırılmasında çoklu omik analizlerin potansiyelini ortaya koydu. Böylece araştırma, geniş ölçekli moleküler verilerin birlikte analiz edilmesinin hastalık biyolojisinin anlaşılmasına sağlayabileceği katkıları gözler önüne serdi.
Araştırmanın temel katkılarından biri, hastalıklarla ilişkili biyolojik değişimlerin yalnızca klinik belirtiler üzerinden değil, kandaki moleküler veriler aracılığıyla da ayrıntılı biçimde incelenebileceğini göstermesi oldu.
Elde edilen bulguların, hastalıkların erken tanısına yönelik biyobelirteçlerin keşfedilmesi, bireysel risklerin daha kapsamlı değerlendirilmesi, hastalık süreçlerinin izlenmesi ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesi için yeni araştırma alanları oluşturması bekleniyor.
Bununla birlikte, moleküler belirteçlerin klinik uygulamalarda kullanılabilmesi için bağımsız doğrulama çalışmaları ve ileri klinik araştırmalar önem taşıyor. Bu yönüyle çalışma, mevcut klinik uygulamaları doğrudan değiştiren bir tanı yöntemi sunmaktan ziyade, gelecekteki araştırmalar için geniş kapsamlı bir bilimsel kaynak niteliği taşıyor.
Araştırmanın Atatürk Üniversitesindeki koordinasyonu, Tıbbi Genetik Anabilim Dalından Prof. Dr. Abdulgani Tatar ve Doç. Dr. Çiğdem Yüce Kahraman ile Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalından Prof. Dr. Hasan Türkez tarafından yürütüldü.
2021 yılında Atatürk Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan alınan onayın ardından başlayan çalışma, Tıp Fakültesinin farklı klinik ve temel bilim anabilim dallarından akademisyenlerin katılımıyla yaklaşık beş yıl boyunca sürdürüldü. Üniversitenin klinik araştırma altyapısı, farklı uzmanlık alanlarından araştırmacıların katkıları ve uluslararası bilimsel iş birlikleriyle bir araya getirildi.
Toplam 84 araştırmacının katkısıyla ortaya çıkan çalışma, büyük ölçekli bilimsel projelerde disiplinler arası yaklaşımın ve kurumsal iş birliğinin önemini ortaya koydu. Araştırma aynı zamanda Atatürk Üniversitesinin insan sağlığına ilişkin temel bilimsel sorulara kapsamlı veri analizleri ve ortak araştırma hedefleri üzerinden yanıt arama kapasitesini de yansıttı.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, araştırmanın Nature Communications dergisinde yayımlanmasının üniversite adına önemli bir gurur kaynağı olduğunu belirterek çalışmaya katkı sunan bilim insanlarını tebrik etti.
Hacımüftüoğlu, elde edilen başarının üniversitenin güçlü klinik araştırma altyapısının, disiplinler arası araştırma kültürünün ve uluslararası bilimsel iş birliklerinin somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Üniversitenin bilimsel üretimi insanlığın ortak yararına dönüştürme hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Hacımüftüoğlu, bilimsel bilginin insan sağlığının geleceğine katkı sağlayacak evrensel bir değere dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti.
Rektör Hacımüftüoğlu, başta araştırmanın koordinasyonunu üstlenen akademisyenler olmak üzere projeye katkı sunan tüm bilim insanlarını kutlayarak çalışmanın yeni bilimsel gelişmelere öncülük etmesi temennisinde bulundu.
Atatürk Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirilen bu kapsamlı araştırma, farklı hastalık gruplarına ait moleküler verileri ortak bir çerçevede değerlendirerek insan hastalıklarının biyolojik temellerinin anlaşılmasına yönelik önemli bir kaynak ortaya koydu.
Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, üniversitenin uluslararası bilimsel araştırmalardaki görünürlüğüne katkı sunarken geniş katılımlı araştırma projelerinin sağlık bilimlerinde yeni keşiflerin önünü açabilecek potansiyelini de ortaya koydu. Yaklaşık beş yıllık bilimsel emeğin ürünü olan araştırma, hastalıkların moleküler düzeyde anlaşılmasına ve gelecekte geliştirilecek tanı ve tedavi yaklaşımlarına yönelik yeni araştırmalar için kapsamlı bir zemin oluşturdu.
