Zengezur Koridoru gibi tarihsel, coğrafi ve siyasi önemi olan bir konunun hem Türkiye-Azerbaycan-Nahçıvan üçgeni içinde hem de bölgesel ve küresel bağlamda ele alınması, sadece akademik çevreler için değil, politika yapıcılar ve iş dünyası için de ciddi bir yol haritası olabilir.
Editör Dr. Arzu Tural Dikmen’in vurguladığı gibi, koridor sadece bir ticaret yolu değil, aynı zamanda kültürel ve stratejik bir bağ. Bu açıdan değerlendirildiğinde, kitabın iki ülkenin akademisyenleri tarafından birlikte yazılmış olması da bu bağın bilimsel düzlemde kurulduğunun bir göstergesi.
Aynı şekilde Prof. Dr. Kerem Karabulut’un da belirttiği gibi, bu tür işbirliklerinin artması, “iki devlet, bir millet” anlayışının bilimsel zeminde de güçlenmesini sağlıyor. Bu sadece bir kitap değil, bir model aslında — uluslararası işbirliğinin, bölgesel kalkınmanın ve barışçıl ilişkilerin bilimsel temelde nasıl geliştirilebileceğinin somut bir örneği.
Kitabın iki bölümden oluşması, Türkiye ve Nahcivan’daki akademik perspektiflerin ayrı ayrı ama birbirini tamamlayan şekilde sunulması da oldukça kıymetli. Ayrıca, koridorun Ermenistan’ı da kapsayan bir barış ve işbirliği zemini oluşturabileceği fikri, bu çalışmanın sadece mevcut durumu analiz etmekle kalmadığını, aynı zamanda geleceğe yönelik yapıcı bir vizyon sunduğunu gösteriyor.
İstersen bu kitaptaki belirli bölümleri ya da ele alınan temaları detaylı şekilde inceleyebiliriz. Mesela:
Lojistik ağların nasıl kurgulandığı,
Dış ticaret potansiyeli analizleri,
Koridorun jeopolitik sonuçları,
Ermenistan’ın olası rolü ve dünya siyasetindeki yansımaları gibi.



