

Dilimize gıybet, iftira, yalan düştü
Hayatımıza gurur, kibir, ‘desinler’, riya düştü
İnancımıza gösteriş,
Kalbimize boğazdan aşağı inmeyen iman düştü
İlişkilerimize menfaat,
Gözümüze hasetlik,
Helale haram,
Varlığa yokluk düştü
Komşuluğumuza körlük,
Dünyamıza kin, nefret, öfke, düşmanlık, savaş düştü
Yolculuğumuza dikenli teller,
Kem sözlerden acı,
Adalete esirlik düştü
Sevgiye cehennem,
Vicdana şeytanlık,
Mazluma zulüm,
Zulüm ile abat olanın akıbetine berbatlık düştü
Makamlara saltanat,
Kûfelilere ihanet,
Hazreti Hüseyin ile ehlibeyte şehitlik düştü
Ayaklara baş,
Başlara ayak düştü
Hazreti Nuh’un gemisine tufandan kurtuluş,
Hazreti Musa’ya Kızıldeniz’de kurtuluş,
Firavun’a boğulmak düştü
Hazreti Vahşi’nin kölelikten kurtulmasına kan düştü
Hazreti Adem’in tövbesine af,
Oğul Kabil’e, kardeşi Habil’in kanı düştü
Hazreti İbrahim’in ateşine rahmet,
Hazreti İsmail’e kurbanlık düştü
Hazreti Yakup’un hasretine vuslat,
İftiraya uğrayan Hazreti Yusuf’a zindanda sultanlık düştü
Hazreti Eyyûb’un hastalıklarına sabırdan şifa,
Balığın karnındaki Hazreti Yunus’a özgürlük düştü
Hazreti İsa’nın ölümüne göğe yükselmek düştü
Hazreti Ebû Bekir’e sıddîklık,
Hazreti Ömer’e adalet,
Hazreti Osman’a güzel ahlak,
Hazreti Ali’ye ilim düştü
Karun, Şeddad ve Firavun’dan mal düştü
Aşureye bereket, paylaşmak,
Kalem sahibine kelam düştü
İki Cihan Serverine yetim ve öksüzlük düştü
Allah ve Peygamber yolundan sapan Müslümana gözyaşı düştü
Velhasıl insanoğluna her nefeste bir imtihan düştü