Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu



Erzurum’un tarihî dokusunun en önemli parçalarından biri olan Üç Kümbetler, yaklaşık sekiz asırlık geçmişiyle Anadolu Selçuklu mezar mimarisinin en seçkin örnekleri arasında gösteriliyor. Çifte Minareli Medrese’nin güneyinde yer alan yapı topluluğu, mimari özellikleri, taş işçiliği ve Orta Asya Türk kültürünü yansıtan figürlü süslemeleriyle yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Halk arasında “Üç Kümbetler” olarak bilinse de koruma alanında aslında dört yapı bulunuyor. Kare planlı dördüncü yapının mimari açıdan diğer kümbetlerden farklı olması ve geçmişte mescit olarak kullanıldığına ilişkin görüşler nedeniyle yapı topluluğu tarih boyunca “Üç Kümbetler” adıyla anıldı.
Topluluğun en dikkat çekici yapısı ise Emîr Saltuk Kümbeti olarak biliniyor. Üzerinde kitabe bulunmayan kümbetin, Saltuklu hükümdarı İzzeddin (Emîr) Saltuk adına XII. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği değerlendiriliyor. Sekizgen planlı yapısı, iki katlı mimarisi ve üç renkli kesme taş kullanımıyla öne çıkan kümbet, Anadolu’daki erken dönem Türk-İslam türbe mimarisinin en önemli eserleri arasında kabul ediliyor.
Emîr Saltuk Kümbeti’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri de kasnağında yer alan figürlü taş süslemeler. Kartal, ejder, boğa, tavşan ve mitolojik yaratık tasvirlerinin yer aldığı kabartmaların, Orta Asya Türk inanç sistemi ve mitolojisini yansıttığı değerlendiriliyor. Araştırmacılar, bu figürlerin On İki Hayvanlı Türk Takvimi ile ilişkilendirilebileceğini belirtse de konuya ilişkin kesin bir görüş birliği bulunmuyor.
Kümbet topluluğundaki diğer iki anıt mezarın ise kitabesi bulunmuyor. Mimari özellikleri dikkate alınarak XIII. yüzyıl sonu ile XIV. yüzyıl başlarına tarihlendirilen yapıların kimler adına inşa edildiği henüz kesin olarak tespit edilemedi. On iki cepheli planları, taş külahları ve mihraplı iç mekânlarıyla Selçuklu taş işçiliğinin önemli örnekleri arasında yer alan bu kümbetler, dönemin anıt mezar geleneğini günümüze taşıyor.
Koruma alanındaki kare planlı dördüncü yapının ise türbe mi yoksa mescit mi olduğu konusunda farklı görüşler bulunuyor. İçerisinde herhangi bir mezar ya da sanduka tespit edilemeyen yapı, mimari özellikleri nedeniyle diğer kümbetlerden ayrılıyor.
Tarihî kaynaklar, Üç Kümbetler’in bulunduğu alanın geçmişte Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait geniş bir mezarlığın içinde yer aldığını ortaya koyuyor. Zamanla ortadan kalkan mezarlığın ardından bölge park ve ziyaret alanı olarak düzenlenirken, tarihî yapılar koruma altına alındı.
Emîr Saltuk Kümbeti 1956 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından restore edilirken, sonraki yıllarda çevre düzenleme ve koruma çalışmaları gerçekleştirildi. Son olarak yürütülen çevre düzenleme projeleriyle birlikte tarihî yapı topluluğu daha görünür hâle getirildi ve ziyaretçilerin kullanımına uygun bir kültür alanına dönüştürüldü.
Bugün Erzurum’un simge eserleri arasında gösterilen Üç Kümbetler, Selçuklu döneminden günümüze ulaşan mimari mirası, taş süslemeleri ve tarihî değeriyle kentin en önemli kültür varlıkları arasında yer almayı sürdürüyor.