Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu


Erzurum’da yaşayan Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Yavuz Kırküzer, çocuk yaşta başladığı geleneksel ahşap oymacılığını emekliliğinin ardından yeniden yaşatıyor. İnce el işçiliğiyle ahşabı sanat eserine dönüştüren usta, en büyük sorunun ise çırak yetişmemesi olduğunu söylüyor.

Erzurum’da geleneksel ahşap oymacılığı denildiğinde akla gelen isimlerden biri olan 56 yaşındaki Yavuz Kırküzer, yarım asra yaklaşan meslek hayatında ürettiği eserlerle kültürel mirası yaşatmaya devam ediyor. Emekliliğinin ardından yeniden tezgâhının başına geçen usta, farklı ağaç türlerini sabır ve ince işçilikle işleyerek ahşabı adeta sanat eserine dönüştürüyor.
Henüz 13 yaşındayken bir mobilya atölyesinde çırak olarak mesleğe adım atan Kırküzer, 24 yaşına kadar geleneksel ahşap oymacılığı alanında çalıştı. Bu süreçte çeyiz sandıkları, cami mobilyaları, villa kapıları ve dönemin dekorasyon anlayışına uygun çok sayıda ürün üreten usta, sektörün ekonomik anlamda daralmasıyla mesleğine ara vererek bir kamu kurumunda 28 yıl görev yaptı.
Emekli olduktan sonra çocukluk yıllarında öğrendiği sanatına yeniden dönen Kırküzer, bugün Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kent Estetik Daire Başkanlığı tarafından tahsis edilen atölyede çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahip olan Kırküzer, Erzurum’da geleneksel ahşap oymacılığı alanındaki sayılı ustalar arasında yer alıyor.
Ceviz, ıhlamur ve kestane başta olmak üzere farklı ağaç türlerini el işçiliğiyle şekillendiren Kırküzer; ayet-i kerimeler, hat yazıları, hayvan figürleri, doğa temalı kabartmalar ve üç boyutlu ahşap tablolar hazırlıyor. Tamamı el emeğiyle ortaya çıkan eserler, estetik görünümü ve ince detaylarıyla beğeni topluyor.
Mesleğinin kendisi için yalnızca bir zanaat değil, aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olduğunu belirten Kırküzer, ustalarından devraldığı mirası yaşatmaya çalıştığını söyledi.
“13 yaşında başladığım bu sanatı yıllar sonra yeniden yapmanın mutluluğunu yaşıyorum. Erzurum’da bu işi bilen birkaç kişiden biriyiz. Ustalarımızdan aldığımız emaneti gelecek kuşaklara aktarmak için çalışıyoruz.” ifadelerini kullanan Kırküzer, geleneksel el sanatlarının en büyük sorununun çırak yetişmemesi olduğunu dile getirdi.
Ekonomik koşullar nedeniyle gençlerin bu mesleklere yönelmediğini vurgulayan Kırküzer, atölyelerde üretimin giderek hobi düzeyine indiğini belirterek, “Sadece ahşap oymacılığına değil, bütün geleneksel sanatlara ilgi gösterilmesini istiyorum. Özellikle gençlerin en az bir sanat dalıyla uğraşması gerektiğine inanıyorum. Çünkü sanatsız bir hayatın eksik kalacağını düşünüyorum.” dedi.
Yılların birikimini ahşaba nakşeden Yavuz Kırküzer, ortaya koyduğu eserlerle yalnızca estetik ürünler üretmiyor; aynı zamanda Anadolu’nun köklü el sanatları geleneğini geleceğe taşımak için de önemli bir görev üstleniyor.