Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu


Atatürk Üniversitesi kampüsünde bulunan Darülfünun Camii, divit kalem formunda tasarlanan iki minaresiyle Türkiye’de ve dünyada benzerine az rastlanan mimari örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Halk arasında “Kalem Cami” olarak da bilinen yapı, eğitim ve ilim temalı mimari anlayışıyla dikkat çekiyor.
Yaklaşık 4 bin 300 kişi kapasitesine sahip olan ve 2014 yılında ibadete açılan cami, klasik Osmanlı cami mimarisinden farklı olarak Selçuklu mimarisinden esinlenen detaylarıyla tasarlandı. Yaklaşık 21 metre yüksekliğinde ve 2,5 metre çapındaki divit kalem biçimindeki çift minare, üniversite yerleşkesinde bulunan caminin eğitimle özdeşleşen kimliğini simgeliyor.
Osmanlı döneminde “üniversite” anlamında kullanılan “Darülfünun” adını taşıyan cami, ismiyle olduğu kadar mimari diliyle de ilim geleneğine vurgu yapıyor. İç mekânda Selçuklu yıldızı motifleri ve geleneksel süslemeler kullanılırken, modern teknolojik donanımlar da ibadet konforunu artırıyor. Engelli bireyler için özel abdest alma alanları ve ibadet bölümleri oluşturulan camide, minber ve vaaz kürsüsündeki görüntü perdeye yansıtılarak arka saflardaki cemaatin de imamı rahatlıkla takip edebilmesi sağlanıyor. Abdesthane ve tuvaletlerde sıcak su sistemi de hizmete sunuluyor.
Darülfünun Camii’nin inşaat mühendisi Fevzi Çakmak, caminin her ayrıntısının eğitim ve ilim anlayışı temel alınarak tasarlandığını belirtti. Divit kalemin Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde ilmin en önemli sembollerinden biri olduğunu ifade eden Çakmak, “Yazma eserlerin tamamına yakını divit kalemle kaleme alındı. Atatürk Üniversitesi gibi köklü bir eğitim kurumunun kampüsünde yer alan camide de bu geleneği yaşatmak istedik. Minareleri divit kalem formunda tasarlayarak eğitimin ve ilmin önemini mimariye yansıttık.” dedi.
Çakmak, ilk tasarım aşamasında klasik minare önerilerinin gündeme geldiğini ancak farklı ve özgün bir mimari anlayışı tercih ettiklerini belirterek, Selçuklu’nun Anadolu’daki ilk şehirlerinden biri olan Erzurum’un tarihî kimliğini de kubbe ve iç süslemelerde ön plana çıkardıklarını söyledi.
2014 yılından bu yana Darülfünun Camii’nde imam olarak görev yapan Yakup Bayram ise caminin ismi ile mimarisinin birbirini tamamladığını ifade etti. Bayram, “Osmanlıca’da üniversite anlamına gelen ‘Darülfünun’ ismi, caminin üniversite yerleşkesinde bulunması nedeniyle tercih edildi. Minarelerin divit kalem şeklinde yapılması da buranın ilim ve eğitimle özdeşleşen bir kurumun camisi olduğunu simgeliyor.” diye konuştu.
Bayram, ziyaretçilerin en çok kalem şeklindeki minareleri merak ettiğini belirterek, caminin mimarisinin ilim geleneğini yaşatmayı amaçlayan sembolik bir yaklaşımın ürünü olduğunu dile getirdi.
Özgün mimarisi, Selçuklu ve Osmanlı estetiğini modern teknolojik imkânlarla buluşturan yapısıyla Darülfünun Camii, Erzurum’un dikkat çeken ibadet mekânlarından biri olmasının yanı sıra yerli ve yabancı ziyaretçilerin de ilgi odağı olmaya devam ediyor.
