Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu











Atatürk Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan 9 proje, TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Kültürel mirastan afet yönetimine, sağlık bilimlerinden ileri malzeme teknolojilerine, trafik güvenliğinden çevresel biyoremediasyona uzanan projeler, üniversitenin araştırma üniversitesi vizyonunu ve disiplinlerarası bilimsel üretim kapasitesini ortaya koydu.
Atatürk Üniversitesi, bilimsel araştırma kapasitesini güçlendiren ve farklı disiplinleri ortak araştırma eksenlerinde buluşturan projeleriyle Türkiye’nin araştırma üniversiteleri arasındaki güçlü konumunu pekiştirmeyi sürdürüyor.
Üniversite akademisyenleri tarafından hazırlanan 9 proje, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında destek almaya hak kazandı.
Farklı bilim alanlarını aynı çatı altında buluşturan projeler; somut olmayan kültürel mirasın kuşaklar arası aktarımından afet ve acil durum toplanma alanlarının planlanmasına, ileri fotofiziksel sistemlerden karaciğer fibrozisine, hayvan sağlığından zoonotik hastalıklarla mücadeleye, stratejik malzemelerin korozyon direncinden trafik güvenliğine ve radyoaktif atıkların biyoremediasyonuna kadar geniş bir araştırma yelpazesi sunuyor.
Projeler, yalnızca akademik bilgi üretmeyi değil, elde edilen bilimsel çıktıları toplumsal ihtiyaçlara, stratejik sektörlere ve kamu politikalarına dönüştürmeyi hedefleyen araştırma yaklaşımının da önemli örneklerini oluşturuyor.
Doç. Dr. Nihangül Daştan yürütücülüğündeki “Kültürel Miras ile Bağ Kurmak: Sözlü Geleneklerin Kuşaklar Arası Aktarımının Sosyal Ağ Analizi ile Çözümlenmesi” başlıklı proje kapsamında, somut olmayan kültürel mirasın kuşaklar arasında nasıl aktarıldığı araştırılacak.
Erzurum merkezinde üç kuşağı temsil eden 450 katılımcıyla yürütülmesi planlanan çalışmada, sosyal ağ analizi ile duygusal bağlanma ölçümleri birlikte değerlendirilecek. Böylece kültürel mirasın yalnızca hangi unsurlardan oluştuğu değil, kimden kime, hangi sosyal ağlar üzerinden ve hangi duygusal bağlarla aktarıldığı ortaya konulacak.
Araştırmanın, kültür politikalarının geliştirilmesine, kuşaklar arası bağların güçlendirilmesine ve somut olmayan kültürel mirasın sürdürülebilirliğine yönelik veri temelli öneriler sunması bekleniyor.
Doç. Dr. Tuna Batuhan’ın yürütücülüğünü üstlendiği “Çoklu Tehlike ve İklim Duyarlı Hibrit Karar Verme Yaklaşımı ile Afet ve Acil Durum Toplanma Alanlarının CBS/UA Tabanlı Değerlendirilmesi: Erzurum Örneği” başlıklı proje ise doğrudan kent güvenliğine odaklanıyor.
Araştırmada Yakutiye, Aziziye ve Palandöken ilçelerindeki afet ve acil durum toplanma alanları; deprem, taşkın, yangın, ulaşım kesintileri ve ekstrem kış koşulları gibi çoklu tehlikelerin yanı sıra erişilebilirlik ve sosyal kapsayıcılık kriterleri açısından değerlendirilecek.
Delphi, BWM ve Entropi yöntemleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanlı analizlerin kullanılacağı projede, uygunluk haritalarının ve alternatif toplanma alanlarının belirlenmesi hedefleniyor. Elde edilen sonuçların web tabanlı bir karar destek sistemine aktarılması planlanıyor.
Projenin, afet planlamasında AFAD, belediyeler ve valiliklerin karar alma süreçlerine katkı sunması ve İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) ile Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) hedeflerini yerel ölçekte desteklemesi amaçlanıyor.
Prof. Dr. Özgür Altan Bozdemir yürütücülüğündeki proje, perilen monoimid diester ve perilen diimid birimlerinden oluşan dimer, trimer ve tetramer yapıların sentezlenmesi ile fotofiziksel özelliklerinin belirlenmesine odaklanıyor.
Organik esaslı multikromoforik oligomer sistemlerinin fotonik ve optoelektronik uygulamalardaki potansiyelinin araştırılacağı çalışmada, yeni yapılar sentezlenerek ileri spektroskopik tekniklerle incelenecek.
Yapıların özelliklerinin ise DFT ve TD-DFT temelli kuantum kimyasal hesaplamalarla açıklanması hedefleniyor.
Prof. Dr. Eda Balkan’ın yürütücülüğündeki araştırmada, tacrolimus kullanımına bağlı gelişebilen karaciğer fibrozisi ve metabolik bozukluklara yönelik yenilikçi bir tedavi yaklaşımı geliştirilecek.
Projede fibrogenez sürecinde kritik rol oynayan circVIM’in NanoMIP tabanlı bir sistemle hedeflenmesi ve circVIM’e özgü antisens oligonükleotid ile PCSK9 inhibitörü Inclisiranın birlikte kullanılması planlanıyor.
Çalışmayla, transplantasyon sonrasında ortaya çıkabilecek metabolik ve fibrotik komplikasyonların eş zamanlı olarak baskılanmasına yönelik yenilikçi ve translasyonel bir tedavi yaklaşımının geliştirilmesi amaçlanıyor.
Doç. Dr. İsmail Bolat tarafından yürütülen proje ise sığırlarda ciddi ekonomik kayıplara yol açan Pasteurella multocida kaynaklı bakteriyel pnömoniye yönelik yeni bir tedavi yaklaşımı geliştirmeyi hedefliyor.
Süt kökenli ekstraselüler veziküllerin doğal nanotaşıyıcı olarak kullanılacağı çalışmada, borik asidin bu yapılar içerisine yüklenerek hastalığa neden olan bakteriye karşı etkinliği araştırılacak.
Araştırma, küresel ölçekte giderek büyüyen antibiyotik direnci sorununa karşı doğal kaynaklı ve sürdürülebilir taşıyıcı sistemlerin geliştirilmesine katkı sunmayı amaçlıyor.
Prof. Dr. Hamza Avcıoğlu’nun yürütücülüğündeki “Ekinokokkozis Endemik Bir Bölgede Bulaş Dinamiklerinin Değerlendirilmesi” başlıklı proje, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımıyla dikkat çekiyor.
Atatürk Üniversitesi, Yakutiye Belediyesi ve Fransa merkezli ANSES iş birliğiyle gerçekleştirilecek araştırmada, Erzurum’daki hastalık bulaş dinamikleri çevresel kontaminasyon ve toplumun risk algısı üzerinden incelenecek.
Toprak, gıda ve köpek kılı gibi farklı çevresel örneklerde parazit varlığının araştırılacağı projede, toplumun hastalığa ilişkin risk algısı ve korunma tutumları da değerlendirilecek. Çalışmadan elde edilecek verilerin, ekinokokkozisle mücadelede kanıta dayalı stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Prof. Dr. Burak Dikici’nin yürütücülüğündeki “LDH Ön İşlem ve MOF Nanotaşıyıcılı Akıllı Kaplamalar ile Magnezyum Alaşımının Korozyon Direncinin Artırılması” başlıklı çalışma, havacılık, otomotiv ve savunma sanayii gibi stratejik sektörlerde kullanılabilecek magnezyum alaşımlarının dayanıklılığını artırmayı amaçlıyor.
Projede pH-duyarlı ve kendini onarabilen epoksi ve poliüretan kaplamalar geliştirilecek. Kaplama yüzeyinde meydana gelen hasarlar sırasında korozyon inhibitörlerinin kontrollü biçimde serbest bırakılmasıyla aktif koruma sağlanması hedefleniyor.
Araştırmanın önemli yeniliklerinden biri ise magnezyum alaşımlarındaki lokal korozyon davranışının ilk kez elektrokimyasal gürültü yöntemiyle tahribatsız biçimde değerlendirilmesi olacak.
Prof. Dr. Ahmet Tortum yürütücülüğündeki “Sürücülerin Kavşak Algısının Nörobilimsel Analizi” başlıklı proje, ulaştırma mühendisliği ile nörobilimi aynı araştırma ekseninde buluşturuyor.
Sanal gerçeklik tabanlı sürüş simülasyonlarında EEG, göz izleme ve galvanik deri tepkisi teknolojilerinin kullanılacağı araştırmada, sürücülerin farklı kavşak tasarımlarındaki bilişsel yükleri, dikkat düzeyleri ve stres tepkileri analiz edilecek.
Araştırma sonucunda kavşak tasarımlarının sürücüler üzerindeki bilişsel etkisini ölçmek amacıyla Nöro-Kavşak İndeksi (NII) geliştirilmesi planlanıyor. Ayrıca uygulayıcı kurumların kullanımına sunulmak üzere web tabanlı karar destek sistemi ve bilişsel tasarım rehberi oluşturulması hedefleniyor.
Doç. Dr. Kübra Koç yürütücülüğündeki “Daphnia magna ile Radyoaktif Atıkların Biyoremediasyonu: Radyolojik ve Ekotoksikolojik Karakterizasyon” başlıklı proje ise radyoaktif maddelerle kontamine olmuş sularda biyoremediasyon potansiyelini araştıracak.
Çalışmada, özellikle nükleer tıp uygulamalarında önem taşıyan I-131, Tc-99m ve Lu-177 radyonüklidlerinin sulu ortamlardan giderilmesinde Daphnia magna’nın etkinliği incelenecek.
Bunun yanı sıra radyonüklidlere maruz kalan Daphnia magna ile beslenen gökkuşağı alabalıklarında trofik transfer yoluyla dolaylı maruziyet oluşup oluşmadığı da araştırılacak.
Projenin, radyoaktif sıvı atıkların arıtılmasına yönelik sürdürülebilir biyoteknolojik çözümlerin geliştirilmesine ve kontrollü biyoreaktör tasarımlarına katkı sağlaması bekleniyor.
TÜBİTAK desteği almaya hak kazanan projelerin ardından Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu ile Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Serdar Burmaoğlu, başarılı bilim insanlarını ziyaret etti.
Ziyaretlerde Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun selam ve tebrikleri iletilirken, üniversitenin araştırma odaklı gelişim vizyonuna katkı sağlayan akademisyenlerin başarılarından duyulan memnuniyet dile getirildi. Bilimsel üretimin ve proje kültürünün daha da güçlenerek devam etmesi temennisinde bulunuldu.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin araştırma vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde bilimsel üretimin yalnızca akademik bir başarı göstergesi olmadığını, aynı zamanda ülkenin geleceğine yönelik stratejik bir yatırım olduğunu vurguladı.
Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin araştırma üniversitesi kimliğini daha da güçlendirmek, nitelikli bilimsel üretimi artırmak ve akademisyenlerin yenilikçi çalışmalarını desteklemek amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti.
“Bilimsel araştırmayı, ülkemizin geleceğine yön veren en güçlü alanlardan biri olarak görüyoruz” diyen Hacımüftüoğlu, TÜBİTAK 1001 kapsamında desteklenen projelerin akademisyenlerin farklı disiplinlerde ortaya koyduğu nitelikli araştırma iradesinin önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Hacımüftüoğlu, kültürel mirastan afetlere karşı dirençli şehirlerin oluşturulmasına, sağlık ve hayvan sağlığından ileri malzeme teknolojilerine, trafik güvenliğinden çevresel sorunlara kadar uzanan projelerin her birinin bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesi açısından değer taşıdığını kaydetti.
Atatürk Üniversitesinin araştırma üniversitesi olmanın sorumluluğunun farkında olduğunu vurgulayan Hacımüftüoğlu, akademisyenlerin özgün fikirlerini güçlü araştırma projelerine dönüştürebilmeleri için akademik ve kurumsal ortamı geliştirmeye devam edeceklerini belirtti.
Üniversitenin TÜBİTAK başta olmak üzere ulusal ve uluslararası araştırma destek mekanizmalarından daha fazla yararlanmayı, bilimsel üretim kapasitesini yükseltmeyi, disiplinlerarası iş birliklerini artırmayı ve ülkenin öncelikli alanlarına katkı sunan araştırmaları daha güçlü biçimde desteklemeyi sürdüreceği bildirildi.