Erzurum’u ve Atatürk Üniversitesini Öyküsüne taşıdı

Erzurum’u ve Atatürk Üniversitesini Öyküsüne taşıdı
Ata Üni
Yayınlama: 27.08.2026
11
A+
A-


Şair ve yazarların psikolojilerine yönelik çalışmalarından dolayı psikoportre yazarı olarak tanınan Erdal Altun, son olarak “Bölünmüş Zihin” ve “Paranoyak Sanrı” adlarında iki uzun öykü kitabı yayımladı. Her iki kitapta da üçer uzun öykü yer alıyor. Altun, gerçeklerden esinlenerek kaleme aldığı öykülerinde şizofreni, majör depresyon, anoreksiye nervoza, paranoid kişilik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve istifleme bozukluğu rahatsızlıklarını yaşayan insanları anlatıyor. Bu insanların yaşadıkları kaygı, korku, şüphe, yalnızlık, yanılsama, yabancılaşma, dışlanma, çatışma gibi psikolojik acılara vurgu yapıyor. Okurların psikopatolojik sorun yaşayan insanlarla empati kurarak onların zorlu yaşamlarına sevgiyle yaklaşmalarını amaçlıyor.
“Bölünmüş Zihin”de yer alan “Karanlık Çöküntü” başlıklı uzun öyküde Atatürk Üniversitesinde okuyan bir kız öğrencinin aile ve çevresinin baskısı nedeniyle yaşadığı majör depresyona odaklanıyor. Yazar, Erzurum ve Atatürk Üniversitesinin birçok özelliğine öykünün olay akışı içinde yer veriyor. Öyküde yer alan Erzurum ve Atatürk Üniversitesi ile ilgili ifadelerden bazıları şöyle:
Erzurum’da kış ve bahar kavgasına alış kındık zira şehir deniz seviyesinden ortalama iki bin metre yükseklikte kurulmuştu. Dünyada ılıman kuşak içinde en yüksekte bulunan en büyük şehir burasıydı. Palandöken, şehrin hemen arkasında 3.271 metre boyuyla şehrin iri yarı bir koruması gibi duruyordu. Başından kar, duman, tipi ve yağmur eksik olmuyordu.

Erzurum’da soğuk ve kardan dolayı binaların saçaklarından mızrak gibi sarkan uzun buz kütleleri düşerek insanları bazen yaralar, bazen de sakatlardı hatta insanların ölümüne bile yol açardı. İşte bazen kendimi kafama buz kütlesi düşmüş biri gibi hissediyordum. Kafamdaki duygu ve düşünceler darmadağın oluyordu. Buz gibi bir karanlık beni üşütüyordu.

İlk günlerde dersimize bir hoca girdi. Sınıfın kapısından girer girmez hafif ve dikkat çekici bir ses tonu ve buna bağlı olarak şekillenen jest ve mimiklerle konuşmaya başladı… Sınıfı şöyle bir süzdükten sonra “Menekşenin boynu neden eğridir, arkadaşlar?” diye sordu. Biraz şaşırmıştık. Bu sorunun edebiyatla ilgisi ne olabilirdi ki! Yine de soruya cevap vermeye çalıştık. Kimi susuzluktan, kimi ışıksızlıktan, kimi de taç kısmının ağırlığından diyerek cevap verdi. İstediği cevabı alamayınca başını iki tarafa salladı. “Arkadaşlar, dersimiz biyoloji değil. Kadrini bilmeyenler alır eline, onun için boynunu eğer menekşe.” dedi.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.