Erzurum’u Sevemeyen Erzurumlu Bir Şair

Erzurum’u Sevemeyen Erzurumlu Bir Şair
Ata Üni
Yayınlama: 08.04.2026
103
A+
A-

İnsan genelde kendini doğduğu ve büyüdüğü topraklara ait hisseder. Bu aitlik duygusu kadar kabul görme de insanın en temel ihtiyacıdır. Bu bakımdan toplumsal bir varlık olan insan, huzur ve güven içinde yaşayabilmek amacıyla bir topluma daima gereksinim duyar. Yaşadığı şehre ve topluma şiirler, maniler yazarak; türküler, şarkılar söyleyerek bağlılığını dile getirir. Bu nedenle doğduğu şehirden ayrılanlar, eğer yeni yerlerine alışamazlarsa bir zaman sonra memleketlerini özlemeye başlarlar. Özellikle içe kapanık insanlar, yeni yerlerinde insanlarla iletişim kuramayınca memleketlerine dönerek annelerine, babalarına, akrabalarına ve arkadaşlarına kavuşma arzusu duyarlar. Bu arzu bazı insanlarda psikolojik sorunlara dahi yol açabilir. Kaygı, korku, yalnızlık, huzursuzluk, karamsarlık içinde şiddetli acı duyarak yaşamdan keyif almazlar ve depresyona girerler. Sıla özleminin depresif olarak yaşanmasına nostalji denilir. Nostalji hastalığına düşenler ise genelde duygulu, vefalı ve vicdanlı insanlardır.
Divan edebiyatının ünlü hiciv şairi Nefi Erzurum’da doğmuş ve büyümüştür. Ömrünün yaklaşık ilk otuz bir yılını burada geçirmiştir. Buna rağmen Nefi’de Erzurum’a karşı değil nostaljiye, en ufak bir sevgi ve özleme dahi rastlanmaz. Bunun sebeplerinden birkaçı Nefi’nin Erzurum’da yaşadığı sıkıntılarda, yoksulluklarda ve zorluklarda aranabilir. Nefi bunlardan dolayı Erzurum’a karşı sevgi duyamamış olmalıdır. Erzurum, ona hep bu olumsuzlukları hatırlattığı için kendi şehrine yabancılaşarak bir beyit bile kaleme almamıştır. Nitekim insan, kendine bedensel ve psikolojik olarak zarar veren her şeyden uzaklaşır ve onları hatırlamak bile istemez.
Bir başka sebep ise onun narsist karakteridir. Narsistler, kendinden başka kişileri veya şeyleri samimiyetle sevmezler ancak kendi çıkarlarına hizmet ettiği müddetçe sevebilirler. Bunun yanında Nefi; sert ve acımasız biridir. Nefi, şiirlerinde Şam ve Bağdat gibi şehirlerden bahsetmesine rağmen kendi hayatında önemli bir yeri olan, iki şehri öne çıkarmıştır. Bunlardan biri ömrünün yaklaşık otuz yılını yaşadığı İstanbul, diğeri de küçük bir kısmını geçirdiği Edirne’dir. Padişahların ve paşaların yaşadığı İstanbul onun için bir nimet kapısıdır. Edirne’yi de padişahların ziyaret etmesinden dolayı dikkate almıştır. Padişahlara, paşalara etkileyici şiirleriyle iltifatlar ederek maddi imkânlara ve şöhrete kavuşmuştur. Nefi, Erzurum’un aksine İstanbul’u narsist bir mantıkla cennetle kıyaslayarak büyük minnet ve vefayla övmüştür. Ona göre hoş şehrin suyunu ve havasını yani İstanbul’u Hz. Âdem görse cenneti unutur:
Şehr-i hoş âb u hevâ yanî Stanbul ki eğer
Tarhını görse behişti unuturdu Âdem
Görüldüğü gibi Nefi, bu şehirleri tamamen duygusal olmasından (!) dolayı övmüştür.

 

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.