

İnsan neden huzursuz olur?
Huzursuz insanı ne sükûnete kavuşturur?
Ruh bedene neden dar gelir?
Firari ruh bedene nasıl döndürülür?
Duygular zincire vurulabilir mi?
Hiç beklemediğin yerden üzerine kapatılınca demir parmaklıklar
Batar Güneşin
Söner Ayın
Kalırsın karanlık tünelde
Nefessiz bırakır geceler
Işıksız kalır gündüzler
Bir adım dahi atamaz hale gelirsin
Ruhun daralır
Her nefes alışın canından bir can götürür
Kelimeler mecalsiz kalır
Tepeden tırnağa sessizliğe bürünürsün
Zamanın ötesine geçemeden öylece bulunduğun yerden seyredersin alemi
Çakılı bir mıh gibisindir
Kimseler ne yaşadığını bilmez
Sessizlik iklimi yer bitirir seni
Kimi dertler vardır anlatırsın azalır
Kimi dertler vardır anlatırsın dinleyene dert olur
Kimi dertler vardır anlatamazsın ateş olup bağrını yakar
Çaresizlik içinde kıvranırken yüreğinden Rabbine bir ses yükselir:
“Ben yenildim, ne olur bana yardım et!”
Üzerine giydirilmeye çalışılan deli gömleği yırtmaya çalışırsın
“Boğuluyorum” feryatların duyulmaz
Diri diri gömülmeye çalışılırsın
Öldüğün vakit de “1 Fatiha 3 İhlas” ile yolcu edilirsin
Ne kadar iyi bir insan olduğun konusunda methiyeler dizilir
“Cahildi ama gayretliydi” denilerek azmin alkışlanır
Bir ağacın altında gölgelenmek için geldiğin dünyadan herşeyini bırakarak göç edersin
Yaşadıkların ve yaşattıkların kader kitabında yazılı kalır
Kimseler okumaya ya tenezzül etmez ya da cesaret edemez
Herkesin penceresinden sen hep haksız görünürsün
Bir türlü ısınamadığın dünya senin için bir noktadan ibaret kalır
Arkandan bıraktığın noktanın yanına üstüne noktalar konarak çoğaltılmaya çalışılır
Ama tüm bu çabalar nafile bir uğraştır
Ruh çıkmış beden soğumuştur
Hayatın sıcaklığını sana aşılayacak kimse kalmamıştır
Ellerinle hazırladığın Cehennem’inde artık yanmaya hazırsındır
Geride bıraktıkların ise yaşamadıkları hayatların kahramanlıklarını yapmaya devam ederler
Bu kısır döngü içinde yinede karanlık tünelinden kurtulmak için bir umut ışığı arar durursun, son nefesine kadar