

Hayatımıza prangalı bir ayakla girmiştin.
Çok acı çektiğin her halinden belli oluyordu. Prangayı çıkardığımızda büyük bir vefa örneği sergilemiştin. Sevincinden adeta yüreğimize konmak istiyordun.
Birbirimizi zamanla tanıdıkça dostluğumuz daha da arttı. Koparılması güç bir bağa dönüştü.
Evin Çavuş’u olmuştun.
Varlığın her açıdan hissedilir olmuştu.
Eve geldiğimde adeta kucağıma koşuyordun. Sevgini göstermek için her yolu deniyordun.
Çocuklarla kurduğun bağ ise takdire şayandı.
Onların neşe kaynağı olmuştun.
Yıllar yılları eskidirken zaman yine ayrılık vaktini ilmek ilmek dokuyordu.
Her nimetin bir külfeti vardı.
Senin külfetin de ayrılık acısı oldu.
Belkide kıymetini bilmediğimiz gün hayatımıza ayrılığın düştü.
Sevdiklerimizin göçleri de kıymetsizleştirdiğimiz gün başlamamış mıydı?
Geldiğin mevsim sonbahar;
Gittiğin mevsim bahardı.
Ancak yaşadığın şehrin mevsimi hala kıştı.
Gökyüzünden yeryüzüne pamuk şekeri yağıyordu.
Bundan toprağa düşen sen de nasibini alıyordun.
Şu üç günlük dünyada üç kelime konuşmadan göçüverdin.
Suskunluğun asaletinden geliyordu.
Sen yaşadıklarını sessizliğine gömmüştün.
Sessizliğimiz yeni bir iletişim modeli olmuştu.
Hasta olup yatağa düştüğünde yeryüzü yine kan ve baruttu.
Senin en iyi anlaştığın çocukların cansız bedenleri toprağa düşüyordu.
İnsanoğlunun zalimliğinden, kattarlığınden en çok nasibi alan kadın ve çocuklardı.
Hem de bir hiç uğruna.
Senin hemcinslerin de az çekmedi değil insandan.
Bizi kirlenmiş bir dünyanın kollarına bırakırken sen masumiyetinle cennetin yamaçlarına uçtun.
Şimdi evimizin dört bir köşesi sen kokarken, ayrılığın acısı gözyaşlarımıza sindi.
Ansızın bir köşe başından uçup geleceğinin hayaliyle yaşıyorum.
Rabbimin rahmetiyle, merhametiyle, mağfiretiyle öte alemde bir daha buluşursak cennetin sonsuzluğunde bu defa sen bizi ağırlarsın.
Orhan Veli Kanık, kahve ocağında, el yazısıyla yazılmış yazıyı aktarmıştı şiirinde:
“Ölüm Allah’ın emri,
“Ayrılık olmasaydı.”
Necip Fazıl Kısakürek ise ölümün güzelliğini anlatmıştı:
“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”
Velhasıl vuslat olmasa ölüm katlanır bir hadise değildir. 
