Tunceli’nin Pülümür ilçesinde 9 Aralık’ta meydana gelen 4,2 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki aktif fay hatlarının durumu ve olası büyük deprem senaryolarını yeniden gündeme taşıdı. Depremin ardından özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın doğu ucunda yer alan Yedisu segmentine dikkat çekilirken, uzmanlar bu bölgedeki kırılmamış fay parçasının yüksek risk taşıdığı konusunda uyarıyor.
Munzur Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Mekanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Polat, depremin konum itibarıyla Yedisu fayına çok yakın bir bölgede gerçekleştiğini belirterek, segmentin tarihsel deprem döngüsünü doldurduğunu ve ciddi enerji birikimi bulunduğunu ifade etti.
“Yedisu fayı deprem periyodunu doldurdu”
Doç. Dr. Polat, Yedisu fayının yaklaşık 75 kilometrelik bölümünde uzun süredir büyük bir kırılma yaşanmadığını hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu fay üzerinde en son büyük deprem 1784 yılında meydana geldi. Ortalama 200–250 yıllık deprem periyodu göz önüne alındığında, Yedisu fayının bilimsel olarak ömrünü doldurduğunu söyleyebiliriz. Hem doğu hem batı ucunda önemli enerji birikimi var. Bu nedenle büyük bir deprem üretme riski oldukça yüksek.”
Polat, 6 Şubat depremleriyle Doğu Anadolu Fay Hattı’nın büyük bölümünün kırıldığını, daha önce de Elazığ ve Bingöl depremleriyle bölgedeki bazı segmentlerin hareket ettiğini hatırlatarak Yedisu hattının kritik önem taşıdığını vurguladı.
“Aynı anda üç fay kırılırsa en az 7,5 büyüklüğünde deprem olabilir”
Yedisu fayındaki olası bir kırılmanın Ovacık ve Nazımiye faylarını da tetikleyebileceği uyarısında bulunan Polat, çoklu fay kırılması ihtimalinin ciddi bir yıkıma yol açabileceğini belirtti:
“Bu fay kırıldığı takdirde Bingöl, Tunceli, Erzincan, Erzurum’un bazı bölgeleri, Muş ve Elazığ’ın ciddi şekilde etkilenmesini bekliyoruz. Tunceli için risk daha büyük çünkü sadece Yedisu değil, Ovacık ve Nazımiye fayları da periyotlarını doldurmuş durumda. Eğer üç fay aynı anda kırılırsa, bölgede en az 7,5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelebilir.”
“Acil önlem alınmalı” çağrısı
Doç. Dr. Polat, bölge halkı ve ilgili kurumlara çağrıda bulunarak yapı stoğunun gözden geçirilmesi, riskli binaların güçlendirilmesi ve afet hazırlıklarının hızla tamamlanması gerektiğini söyledi.
