

Erzurum’un Oltu ilçesinde çıkarılan ve işlenmesi büyük ustalık gerektiren Oltu Taşı, hem tarihi geçmişi hem de kültürel değeriyle dikkat çekiyor. Yer altından zorlu koşullarda çıkarılan bu özel taş, bölge halkının emeğiyle işlenerek takı ve süs eşyalarına dönüştürülüyor.
Fosilleşmiş reçine ve ağaç gövdelerinden oluşan, yumuşak bir linyit türü olan Oltu Taşı, çıkarıldığı anda oldukça hassas bir yapıya sahipken hava ile temas ettiğinde hızla sertleşiyor. Bu özelliği nedeniyle ustalar tarafından nemli ortamlarda muhafaza edilerek işleniyor. Küçük atölyelerde el emeğiyle şekillendirilen taş, bıçakla yontulup zımparalandıktan sonra tebeşir tozu ve zeytinyağı ile cilalanarak son halini alıyor.
Tarihi Bronz Çağı’na kadar uzanan Oltu Taşı, geçmişte Romalı zenginlerin mücevherlerini süslerken, 17. yüzyılda tıbbi amaçlarla da kullanıldı. En parlak dönemini ise 19. yüzyılda yaşayan taş, İngiltere Kraliçesi Kraliçe Victoria’nın yas döneminde Oltu Taşı takılar tercih etmesiyle dünya çapında ün kazandı.
Bugün Oltu Taşı’ndan en çok üretilen ürünlerin başında tespihler geliyor. Özellikle erkeklerin yoğun ilgi gösterdiği bu tespihler, kullanıldıkça parlamasıyla biliniyor. 33’lük ve 99’luk çeşitleri bulunan tespihler, işçiliklerine göre farklı isimlerle anılıyor.
Sürtünmeyle elektriklenebilme özelliğine sahip olan Oltu Taşı, aynı zamanda yanıcı yapısıyla da dikkat çekiyor. Tüm bu özellikleriyle Oltu Taşı, hem doğal bir zenginlik hem de Erzurum’un kültürel mirası olarak önemini korumaya devam ediyor.






